YeniAnayasa
2 Ocak 2017 Pazartesi
John Berger or The Art of Looking (2016)
Art, politics and motorcycles - on the occasion of his 90th birthday
John Berger or the Art of Looking is an intimate portrait of the writer
and art critic whose ground-breaking work on seeing has shaped our
understanding of the concept for over five decades. The film explores
how paintings become narratives and stories turn into images, and rarely
does anybody demonstrate this as poignantly as Berger.
Berger
lived and worked for decades in a small mountain village in the French
Alps, where the nearness to nature, the world of the peasants and his
motorcycle, which for him deals so much with presence, inspired his
drawing and writing.
The film introduces Berger's art of looking
with theatre wizard Simon McBurney, film-director Michael Dibb, visual
artist John Christie, cartoonist Selçuk Demiral, photographer Jean Mohr
as well as two of his children, film-critic Katya Berger and the painter
Yves Berger.
The prelude and starting point is Berger's
mind-boggling experience of restored vision following a successful
cataract removal surgery. There, in the cusp of his clouding eyesight,
Berger re-discovers the irredeemable wonder of seeing.
Realised
as a portrait in works and collaborations, this creative documentary
takes a different approach to biography, with John Berger leading in his
favourite role of the storyteller.
Director: Cherie Dvorák
John Berger / Ways of Seeing , Episode 1 (1972)
A BAFTA award-winning BBC series with John Berger, which rapidly became
regarded as one of the most influential art programmes ever made. In the
first programme, Berger examines the impact of photography on our
appreciation of art from the past.
Ways of Seeing is a 1972 BBC
four-part television series of 30-minute films created chiefly by writer
John Berger and producer Mike Dibb. Berger's scripts were adapted into a
book of the same name. The series and book criticize traditional
Western cultural aesthetics by raising questions about hidden ideologies
in visual images. The series is partially a response to Kenneth Clark's
Civilisation series, which represents a more traditionalist view of the
Western artistic and cultural canon.
25 Aralık 2016 Pazar
Producers Guild of America Queen of Katwe 2016 2h 4min Biography, Drama, Sport
Producers Guild of America
Queen of Katwe 2016 2h 4min Biography, Drama, Sport
http://www.queenofkatwe.com/
A Ugandan girl sees her world rapidly change after being introduced to the game of chess.
Director: Mira Nair
Writers: William Wheeler (screenplay), Tim Crothers (based on the ESPN Magazine article and book by)
Stars: Madina Nalwanga, David Oyelowo, Lupita Nyong'o
Film müziğinin bestecisi: Alex Heffes
Oyuncu direktörü: Dinaz Stafford
Sinematografi: Sean Bobbitt
http://www.imdb.com/title/tt4341582/
https://en.wikipedia.org/wiki/Queen_of_Katwe
Queen of Katwe 2016 2h 4min Biography, Drama, Sport
http://www.queenofkatwe.com/
A Ugandan girl sees her world rapidly change after being introduced to the game of chess.
Director: Mira Nair
Writers: William Wheeler (screenplay), Tim Crothers (based on the ESPN Magazine article and book by)
Stars: Madina Nalwanga, David Oyelowo, Lupita Nyong'o
Film müziğinin bestecisi: Alex Heffes
Oyuncu direktörü: Dinaz Stafford
Sinematografi: Sean Bobbitt
http://www.imdb.com/title/tt4341582/
https://en.wikipedia.org/wiki/Queen_of_Katwe
10 Nisan 2016 Pazar
Başbakan Davutoğlu, Kutlu Doğum Haftası etkinliğinde konuştu
9 Nis 2016 tarihinde yayınlandı
Ak Parti YouTube kanalına abone olun:
https://goo.gl/2S1mzmAk İcraatlar
https://goo.gl/n4rP4EYeni Türkiye
https://goo.gl/p4qlYlMitingler
https://goo.gl/QgNm9V
http://www.akparti.org.tr
Sosyal Medya Hesaplarımız:
Twitter:
https://twitter.com/akpartiFacebook
https://www.facebook.com/akparti
8 Nisan 2016 Cuma
7 Nisan 2016 Perşembe
Zeki Müren - Bahçede Mişmiş - GERÇEK TAŞ PLAK KAYDI
Bu plak "Raif Kara Gramofon ve Taş Plak Koleksiyonu"na aittir.
Bu parçanın kaydı çok özel cihazlarla, taş plak gramofonda çalınırken yapılmış ve sonrasında herhangi bir bilgisayar programı ile müdahale edilmemiştir.
1 Nisan 2016 Cuma
31 Mart 2016 Perşembe
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
(1975)
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
Benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın Styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
İnsanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
(1975)
29 Mart 2016 Salı
Sıfırdan %100 millî bir merkez bankası kurulmadan problem çözülmez 29 03 2016
Sıfırdan %100 millî bir merkez bankası kurulmadan problem çözülmez.
Kral kim?
Dünyayı, para basma yetkileri elinde olan merkez bankaları şirket gibi yönetiyor...
Merkez Bankalarının kuruluş yapılarına bakın ne dediğimi çok daha iyi anlayacaksınız..
ABD merkez bankasından başlayalım. Bugün açıkladığı bir cümle milyarlarca doların yer değiştirmesine sebep olan FED’in en büyük hissedarı Amerika’nın Musevi kökenli meşhur aileleri, Rockefeller, Rothschild, Lehman, Warburg ve JP Morgan’dır.
Bugün tüm dünya düzeni borçlanma ve faiz üzerine kurulmuş durumda. Borcunu bitiren, azaltan ve yeni borçlanmaya gitmeyen ülkelerde terör, iç savaş, din çatışması gibi olaylar alevleniyor..
Niye?
Çünkü ekonomisi düzelen ülkenin sesi daha gür çıkıyor (bugün bizde olduğu gibi). Rotschild ailesi 16. yüzyılda İngiliz Kraliyet Sarayı'nda kralın yaverliğini yapıyordu.
Ama kralın izlediği siyaseti belirleme yetkisine sahipti.
Sonuçta tüm ihaleleri kazanıp büyük bir servet sahibi oldu.
Böylece Avrupa’daki tüm imparatorlukların saraylarında hakimiyet kurdu.
İngiltere'ye Fransa ile savaşa girmesi için 38 ton altın borç verdi.
İngiltere yenilince borcunu ödeyemedi.
Buna karşılık İngiliz merkez bankası yani Bank of England, Rothschild ailesine sterlini basma yetkisiyle birlikte devredildi.
Yani ülkenin bağımsızlığı satıldı. Bu ailedeki fertlerin sayıları bir elin parmakları kadar değil, binlerce...
1861'de Amerika’da yaşanan iç savaş nedeniyle paraya ihtiyacı olan o zamanın başkanı Abraham Lincoln ilk önce Rothschild bankasından kredi almak ister ama faizleri çok yüksek bulur.
Devlet adına kendi dolarını (Greenback) basmaya karar verir. 1865'te Lincoln tek bir kişi tarafından suikasta uğrar, öldürülür..
Kısa bir süre sonra suikastı yapan kişi ölü olarak bulunur.
Lincoln'dan sonra A. Johnson başkan olur ve Greenback'in basımını durdurur.
4 Nisan 1963'te John F. Kennedy "Executive order 11110" diye bilinen bir yasaya imza atar. Bu yasa ile FED'in devletleştirilmesinin yolu açılacaktır.
1963'te ismi
"United states notes"
diye geçen 4 milyar değerinde banknot basılıp piyasaya sürülür..
Yenileri hazırlanırken, Kennedy yine tek bir kişi tarafından öldürülür.
Ve yine suikastı yapan kişi olaydan kısa bir süre sonra ortadan kaldırılır. Kennedy’den sonra Lyndon Johnson başkan olur ve yeni banknotların basımını durdurur... Sistem nasıl çalışıyor görüyorsunuz değil mi?
Şimdi bize gelelim. 2015 yılında dolar kurunun tarihî zirvelerini görmesi Merkez Bankası’na rekor kâr getirdi.
2014 yılına göre kâr artışı %60’la 13.8 milyar lira oldu.
Evet banka son iki yıldır dolar kurundaki yükselişle kazancını katlıyor.
Faizi aşağı çekmesi için yoğun baskı uygulanan Merkez Bankası bir defa %100 bir devlet kuruluşu değil, devlet ve özel bankalarla birlikte tüzel kişiliğe sahip ortakları var.
Hazinenin payı %55, millî bankaların %25, tüzel kişilerin %19. Hazine ve millî bankaları anladık da şu tüzel kişiler kim?
Açıklamıyorlar devlet sırrı gibi saklıyorlar..
Bankanın sermayesi 25 bin lira.. 250 bin hisseye ayrılmış, yukarıdaki paylara göre dağıtılmış.
Şimdi burada sorulacak soru şudur:
Devlet bankası görünen ama aslında ortaklarına karşı sorumluluğu bulunduğu için kâr etmeyi hedefleyen bir banka, para istikrarını sağlayabilir mi? Faizleri aşağı çeker mi?
Elbette ki hayır!..
Türkiye’de ne zaman sorunlu bir süreç yaşanmışsa
(Gezi Parkı olayları, 17-25 Aralık süreci ve 7 Haziran seçimleri sonrası)
merkez bankasının yüksek kazanç sağladığını görüyoruz.
Bu tesadüf müdür, yoksa bilinçli bir planın uygulamaya sokulması mıdır?
Hükümet, Merkez Bankasına faizi düşür diyor.
Oysa ortakları hayır diyor..
Niye?
Çünkü yüksek faizden büyük kazanç sağlıyorlar. Merkez bankası kendini ortaklarına karşı sorumlu görüyor, kuzu kuzu "peki" diyor, karar tercihini ortaklarının görüşü yönünde kullanıyor.
Bakın 2015’te tüm kamu ve özel bankaların toplamı 26 milyar lira kâr etti.
Merkez Bankası tek başına onların yarısı kadar kazanç sağlamış.
Yeni bir başkan da gelse de durumun değişmesi çok zor..
Sıfırdan %100 millî bir merkez bankası kurulmadan problem çözülmez.
Son derece kritik bir denge kurulmuş:
Dünyayı özel sektör yönetiyor, karşı çıkanları temizliyor.
29 03 2016
Necmettin Batırel
Kral kim?
Dünyayı, para basma yetkileri elinde olan merkez bankaları şirket gibi yönetiyor...
Merkez Bankalarının kuruluş yapılarına bakın ne dediğimi çok daha iyi anlayacaksınız..
ABD merkez bankasından başlayalım. Bugün açıkladığı bir cümle milyarlarca doların yer değiştirmesine sebep olan FED’in en büyük hissedarı Amerika’nın Musevi kökenli meşhur aileleri, Rockefeller, Rothschild, Lehman, Warburg ve JP Morgan’dır.
Bugün tüm dünya düzeni borçlanma ve faiz üzerine kurulmuş durumda. Borcunu bitiren, azaltan ve yeni borçlanmaya gitmeyen ülkelerde terör, iç savaş, din çatışması gibi olaylar alevleniyor..
Niye?
Çünkü ekonomisi düzelen ülkenin sesi daha gür çıkıyor (bugün bizde olduğu gibi). Rotschild ailesi 16. yüzyılda İngiliz Kraliyet Sarayı'nda kralın yaverliğini yapıyordu.
Ama kralın izlediği siyaseti belirleme yetkisine sahipti.
Sonuçta tüm ihaleleri kazanıp büyük bir servet sahibi oldu.
Böylece Avrupa’daki tüm imparatorlukların saraylarında hakimiyet kurdu.
İngiltere'ye Fransa ile savaşa girmesi için 38 ton altın borç verdi.
İngiltere yenilince borcunu ödeyemedi.
Buna karşılık İngiliz merkez bankası yani Bank of England, Rothschild ailesine sterlini basma yetkisiyle birlikte devredildi.
Yani ülkenin bağımsızlığı satıldı. Bu ailedeki fertlerin sayıları bir elin parmakları kadar değil, binlerce...
1861'de Amerika’da yaşanan iç savaş nedeniyle paraya ihtiyacı olan o zamanın başkanı Abraham Lincoln ilk önce Rothschild bankasından kredi almak ister ama faizleri çok yüksek bulur.
Devlet adına kendi dolarını (Greenback) basmaya karar verir. 1865'te Lincoln tek bir kişi tarafından suikasta uğrar, öldürülür..
Kısa bir süre sonra suikastı yapan kişi ölü olarak bulunur.
Lincoln'dan sonra A. Johnson başkan olur ve Greenback'in basımını durdurur.
4 Nisan 1963'te John F. Kennedy "Executive order 11110" diye bilinen bir yasaya imza atar. Bu yasa ile FED'in devletleştirilmesinin yolu açılacaktır.
1963'te ismi
"United states notes"
diye geçen 4 milyar değerinde banknot basılıp piyasaya sürülür..
Yenileri hazırlanırken, Kennedy yine tek bir kişi tarafından öldürülür.
Ve yine suikastı yapan kişi olaydan kısa bir süre sonra ortadan kaldırılır. Kennedy’den sonra Lyndon Johnson başkan olur ve yeni banknotların basımını durdurur... Sistem nasıl çalışıyor görüyorsunuz değil mi?
Şimdi bize gelelim. 2015 yılında dolar kurunun tarihî zirvelerini görmesi Merkez Bankası’na rekor kâr getirdi.
2014 yılına göre kâr artışı %60’la 13.8 milyar lira oldu.
Evet banka son iki yıldır dolar kurundaki yükselişle kazancını katlıyor.
Faizi aşağı çekmesi için yoğun baskı uygulanan Merkez Bankası bir defa %100 bir devlet kuruluşu değil, devlet ve özel bankalarla birlikte tüzel kişiliğe sahip ortakları var.
Hazinenin payı %55, millî bankaların %25, tüzel kişilerin %19. Hazine ve millî bankaları anladık da şu tüzel kişiler kim?
Açıklamıyorlar devlet sırrı gibi saklıyorlar..
Bankanın sermayesi 25 bin lira.. 250 bin hisseye ayrılmış, yukarıdaki paylara göre dağıtılmış.
Şimdi burada sorulacak soru şudur:
Devlet bankası görünen ama aslında ortaklarına karşı sorumluluğu bulunduğu için kâr etmeyi hedefleyen bir banka, para istikrarını sağlayabilir mi? Faizleri aşağı çeker mi?
Elbette ki hayır!..
Türkiye’de ne zaman sorunlu bir süreç yaşanmışsa
(Gezi Parkı olayları, 17-25 Aralık süreci ve 7 Haziran seçimleri sonrası)
merkez bankasının yüksek kazanç sağladığını görüyoruz.
Bu tesadüf müdür, yoksa bilinçli bir planın uygulamaya sokulması mıdır?
Hükümet, Merkez Bankasına faizi düşür diyor.
Oysa ortakları hayır diyor..
Niye?
Çünkü yüksek faizden büyük kazanç sağlıyorlar. Merkez bankası kendini ortaklarına karşı sorumlu görüyor, kuzu kuzu "peki" diyor, karar tercihini ortaklarının görüşü yönünde kullanıyor.
Bakın 2015’te tüm kamu ve özel bankaların toplamı 26 milyar lira kâr etti.
Merkez Bankası tek başına onların yarısı kadar kazanç sağlamış.
Yeni bir başkan da gelse de durumun değişmesi çok zor..
Sıfırdan %100 millî bir merkez bankası kurulmadan problem çözülmez.
Son derece kritik bir denge kurulmuş:
Dünyayı özel sektör yönetiyor, karşı çıkanları temizliyor.
29 03 2016
Necmettin Batırel
17 Mart 2016 Perşembe
15 Mart 2016 Salı
Yeşil Şehirler için Yeşil Binalar Yapmak Kavram ve Tarihi Türkiye’de “Yeşil Binalar Yönetmeliği” ve Kamu Desteği
Yeşil Şehirler için Yeşil Binalar Yapmak: Kavram ve Tarihi:
Bu kavrama tarihsel bir perspektif içinde bakmanın yanı sıra yeşil
binalar ile diğer konvansiyonel binalar arasındaki farklar, bir binanın
“yeşil bina” olarak kabul edilmesi için gerekenler öne çıkartılacaktır.
Sürdürülebilir ve Ekolojik Binalar Tasarlamak:
Yeşil Binaların yapılabilmesinin en önemli unsurlarından birisini de
“tasarım” aşaması oluşturmaktadır. “Sürdürülebilir bir çevre için
sürdürülebilir tasarıM anlayışı da bu doğrultuda ortaya çıkan bir
dönüşümü yansıtmaktadır. Düşük karbon emisyonlu bina tasarımının
esasları, binalarda güneş ve rüzgar enerjisinin kullanımı, ısıtma ve
soğutmada çevreci teknik ve teknolojiler, bu tür binalarda akıllı
sistemler, yeşil yapıların proje finansmanı, bu konunun tamamlayıcı
unsurları olacaklardır.
Türkiye’de “Yeşil Binalar Yönetmeliği” ve Kamu Desteği:
2014 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkartılan tam
ismi; “Sürdürülebilir Yeşil Binalar ile Sürdürülebilir Yerleşmelerin
Belgelendirilmesine Dair Yönetmelik” olan mevzuat ve bu mevzuat
sonrasında ülkemizde yaşanan ilgili gelişmeler ve sonuçları ile yeşil
binalara dönük kamu desteği konuları gündeme taşınacaktır. Bununla
beraber “mevcut binaların yeşil binalara dönüşümü” konusu da yer
alacaktır.
Antalya Örneğinde Yeşil Binalar ve Uygulaması:
EXPO 2016’nın ev sahibi şehri sıfatını taşıyan Antalya’da, bu alanda
gerçekleşen uygulamalar, iyi ve kötü örnekleriyle birlikte yerel
yönetimler ve yerel firmaların katılımıyla tartışma gündemine
getirilmek istenmektedir.
Mimarlık ve Mühendislik Eğitiminde Çevreyi Temel Almak:
Günümüzde sürdürülebilir bir çevre için mimarlık ve mühendislik
eğitimleri de tartışma konusudur. Doğaya ve çevreye duyarlı bir mimarlık
eğitimi sonrası ortaya çıkacak olan sürdürülebilir tasarımları hayata
geçirecek bir mühendislik eğitimi konular arasındadır.“İnşaat
mühendisliği ve mimarlık eğitiminde sürdürülebilirlik kavramı”, “inşaat
sektöründe çevreci teknolojilerin öğrencilere nasıl aktarılmalı”,
“yapıların ve tesislerin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda
tasarımı” ve “kentsel dönüşüm kapsamında müteahhitlerin çevre konusunda
bilinçlendirilmesi” konuları yer alacaktır.
Yeşil Binalar İçin Sürdürülebilir ve Ekolojik Malzemeler:
Planlama, tasarım , konumlama ve inşaat aşamalarıyla birlikte “yeşil
bina” kavramına uygun malzeme seçimi de önemlidir. Bu tür binalarda
kullanılan ve çevreyle uyumlu, doğal hayata ve insan sağlığına daha az
zarar veren malzemelerin üretim ve seçimi gündeme getirilecektir. Buna
göre; “sürdürülebilir ve ekolojik yapı malzemeleri”, “yeşil yapılar için
uygun ekolojik malzemelerin seçimi” konuları tartışmaya açılacaktır.
İlgili ana başlık altında yer alan alt başlıklar ve bu alt
başlıkların içerikleri doğrultusunda sempozyuma konuşmacı yahut destekçi
olmak için fikirlerinizi bekliyoruz. Bu davet; konuyla ilgili
akademisyenler, ilgilli STK’ların uzman ve yöneticileri , kamu ve özel
kurumların uzman ve yöneticilerine açıktır.
Bu kavrama tarihsel bir perspektif içinde bakmanın yanı sıra yeşil
binalar ile diğer konvansiyonel binalar arasındaki farklar, bir binanın
“yeşil bina” olarak kabul edilmesi için gerekenler öne çıkartılacaktır.
Sürdürülebilir ve Ekolojik Binalar Tasarlamak:
Yeşil Binaların yapılabilmesinin en önemli unsurlarından birisini de
“tasarım” aşaması oluşturmaktadır. “Sürdürülebilir bir çevre için
sürdürülebilir tasarıM anlayışı da bu doğrultuda ortaya çıkan bir
dönüşümü yansıtmaktadır. Düşük karbon emisyonlu bina tasarımının
esasları, binalarda güneş ve rüzgar enerjisinin kullanımı, ısıtma ve
soğutmada çevreci teknik ve teknolojiler, bu tür binalarda akıllı
sistemler, yeşil yapıların proje finansmanı, bu konunun tamamlayıcı
unsurları olacaklardır.
Türkiye’de “Yeşil Binalar Yönetmeliği” ve Kamu Desteği:
2014 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkartılan tam
ismi; “Sürdürülebilir Yeşil Binalar ile Sürdürülebilir Yerleşmelerin
Belgelendirilmesine Dair Yönetmelik” olan mevzuat ve bu mevzuat
sonrasında ülkemizde yaşanan ilgili gelişmeler ve sonuçları ile yeşil
binalara dönük kamu desteği konuları gündeme taşınacaktır. Bununla
beraber “mevcut binaların yeşil binalara dönüşümü” konusu da yer
alacaktır.
Antalya Örneğinde Yeşil Binalar ve Uygulaması:
EXPO 2016’nın ev sahibi şehri sıfatını taşıyan Antalya’da, bu alanda
gerçekleşen uygulamalar, iyi ve kötü örnekleriyle birlikte yerel
yönetimler ve yerel firmaların katılımıyla tartışma gündemine
getirilmek istenmektedir.
Mimarlık ve Mühendislik Eğitiminde Çevreyi Temel Almak:
Günümüzde sürdürülebilir bir çevre için mimarlık ve mühendislik
eğitimleri de tartışma konusudur. Doğaya ve çevreye duyarlı bir mimarlık
eğitimi sonrası ortaya çıkacak olan sürdürülebilir tasarımları hayata
geçirecek bir mühendislik eğitimi konular arasındadır.“İnşaat
mühendisliği ve mimarlık eğitiminde sürdürülebilirlik kavramı”, “inşaat
sektöründe çevreci teknolojilerin öğrencilere nasıl aktarılmalı”,
“yapıların ve tesislerin sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda
tasarımı” ve “kentsel dönüşüm kapsamında müteahhitlerin çevre konusunda
bilinçlendirilmesi” konuları yer alacaktır.
Yeşil Binalar İçin Sürdürülebilir ve Ekolojik Malzemeler:
Planlama, tasarım , konumlama ve inşaat aşamalarıyla birlikte “yeşil
bina” kavramına uygun malzeme seçimi de önemlidir. Bu tür binalarda
kullanılan ve çevreyle uyumlu, doğal hayata ve insan sağlığına daha az
zarar veren malzemelerin üretim ve seçimi gündeme getirilecektir. Buna
göre; “sürdürülebilir ve ekolojik yapı malzemeleri”, “yeşil yapılar için
uygun ekolojik malzemelerin seçimi” konuları tartışmaya açılacaktır.
İlgili ana başlık altında yer alan alt başlıklar ve bu alt
başlıkların içerikleri doğrultusunda sempozyuma konuşmacı yahut destekçi
olmak için fikirlerinizi bekliyoruz. Bu davet; konuyla ilgili
akademisyenler, ilgilli STK’ların uzman ve yöneticileri , kamu ve özel
kurumların uzman ve yöneticilerine açıktır.
12 Mart 2016 Cumartesi
9 Mart 2016 Çarşamba
8 Mart 2016 Salı
4 Mart 2016 Cuma
Kimsesizlerin kimsesiziyim, kimsesizim Mesut Bahtiyar
Söz : İlham Behlül Pektaş / Zeki Müren
Beste : Muzaffer Özpınar
Sevgi dolu bir dünyam var
Dört yanımda tüm insanlar
Dünya malı neye yarar
Dostluklarla yaşıyorum
Şiirlerde romanlarda
Gelmiş geçmiş zamanlarda
Tamburlarda kemanlarda
Şarkılarda yaşıyorum
Sevgilerden nakışlarla
Mutlu mutsuz bakışlarla
Kalpten kalbe akışlarla
Alkışlarla yaşıyorum
Ben de sevdim bir zamanlar
İçimde bin hatıra var
Herkes hayatını yaşar
Anılarla yaşıyorum
Ne köşklerde ne sarayda
Ne dünyada ne de ayda
Benim yerim çok uzakta
Dualarla yaşıyorum
Şarkılara duygu seren
Çilelere göğüs geren
Dertli gönüllere giren
İşte benim Zeki Müren
Kimsesizlerin kimsesiziyim, kimsesizim
Yalnızların yalnızıyım, yalnızım
Dertlilerin dertlisiyim, dertliyim
Aşıkların aşkıyım, aşıkım
İsmim Mesut, göbek adım Bahtiyar
Yıllarca hep böyle bildiniz siz
Mesut Bahtiyar'dan şarkılar dinlediniz
2 Mart 2016 Çarşamba
Glumpers - The Books Will Get You Far - Funny video cartoons
Glumpers - The Books Will Get You Far - Funny video cartoons: The Glumpers are funny videos for children entertainment. Animation Comedy Kids. Funny videos, hilarious stories of animation comedy, don't stop to laugh, lo...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

