DTK BİLDİRİSİ ‘TABUTLUKTA ROVENŞATA’DIR.
Bütün milliyetçiliklerin ütopyası "devlet"tir. DTK'nın özerklik bildirisi yayınlandı.
Kürt milliyetçisi, Maoist ya da Stalinist
(ne farkeder?)
Kürtçü elitler, PKK'nın tarihinde ilk kez, komuoyu önünde "davalarını" deklare ettiler. Şükretmeliyiz.
Onlar açısından bu bağımsız Kürdistan devleti yolunda
"önemli"
bir adım. Diğer açıdan devlete
"hodri meydan,"
bir
"maydan okuma."
Devlete, Türkiye'nin halklarına ve bölgedeki ittifaklara meydan okuma. Sadece politik bir meydan okuma değil, HDPKK'nın bildirisi olduğuna göre, aynı zamanda silahlı bir meydan okuma.
Ya hep ya hiç.
Bildirinin satır aralarından derin bir fısıltı yükseliyor: İster Türkiye'de ister Rajowa'da, ister Barzani Kürdistanı'nda Türkiyesiz bir Kürt devletinin yaşaması imkânsızdır.
HDPKK sözcülerinin hiç değilse bunu görecek kadar feraseti var.
Yine de ben bu bildiriye yapıştırılacak en iyi, en makul yaftanın "tabut bildirisi" olabileceğini düşünüyorum.
"Tabut, tabutlar bildirisi." Kürt çocuklarını tabutlara girmeye çağırıyor.
PKK bunu zaten yapıyordu, bildiri tescil etti.
Büyük Kürdistan için ölmeye değer, "ölün!" "Ölün ve öldürün!"
Her Kürt "gerilla"nın cesedi, PKK elitlerinin müstakbel Kürt devletine giden yola döşenmiş bir taştır.
Ölmek ve öldürmek "kutsal"dır.
Daha kurulmadan müstakbel Kürdistan devletinden kan akıyor!
Bir başka açıdan, DTK bildirisi Türkiye Cumhuriyeti'nin radikal Kürt hareketiyle mücadelesinin meşruiyetini artırmıştır.
Sadece Türkiye'nin Kürtler dışındaki halklarının değil, Kürt halkın kahır çoğunluğunun gözünde de artırmıştır.
HDPKK'nın "resmi" ağızları Kürt sorununun bir yoksulluk, ayırımcılık, demokrasi ve insan hakları meselesi olmadığını,
"Kürt devleti" meselisi olduğunu beyan etmişlerdir.
Kürt davası "Kürt devleti" davasıdır.
Radikal, ayrılıkçı Kürtler dışındaki Kürt halkların bu davayı benimsemeyeceğini görmek için kâhin olmaya gerek yok.
Vurgulanması gereken bir başka bir şey de bildirinin zamanlamasıdır.
Bildirinin Kürtçü lobilerin (Demirtaş'ın) ABD ve Rusya'daki destek arayışlarından sonra yayınlanmasıdır.
Bildiri PYD'ye destek bildirisidir Hendekler, PYD'ye destek hendekleridir.
Fakat müstakbel "Kürt" devletine ABD ve Rusya'dan destek arayışı, Türkiye'nin Kemalist, milliyetçi, muhafazakâr halklarının ve haklarını yemeyelim bazı sosyalist elitlerinin "bam teli" ya da yumuşak karnıdır.
Türkiye'nin halkları her şeyi mazur görebilirler, ancak Türkiye'ye karşı başka güçlerle, özellikle de emperyal güçlerle ittifakı asla mazur görmeyecek ve affetmeyecektir.
Çünkü Türkiye'ye karşı emperyal güçlerle ittifak, "vatan" ile "ihanet" arısındaki narin sınırdır. Bildiri ve mensupları, halklarımızın gözünde bu sınırı ihlal etmiştir.
HDP ve Kürtçü hareket eskisinden daha az meşrudur. Artık devlet ve yürüttüğü mücadele daha meşrudur.
"Sosyalist Kürtçülük" küçülmüş ve meşruiyet açısından irtifa kaybetmiştir.
Bu bildirinin Türkiye'nin "Kürt meselesi"nde bir milat olması kuvvetle muhtemeldir.
Bu bildiri, HDPKK dışındaki bütün politik hareketlerin mensuplarını radikalleştirmiştir.
HDPKK'lılar dışındaki insanlar, bundan böyle neden Kürt devleti ütopyasının değirmenine zahire taşısınlar?
Bu bildiri bir "dik duruştur."
İlk kez HDPKK bu kadar "dik" durmaktadır.
Dik duruş, muhataplara "siz de dik durun" davetiyesidir. Dik duruş, harbidir.
Bedeli çok ağırdır ama harbidir.
Dik durmayı seçenler, dik durmanın sorumluluğunun ve bedelinin bilincinde olmalıdır.
"Su testisi su yolunda kırılır."
Buradaki "kırılma" ölüm ve kandır.
Bu sorumluluğu alanların ve bedelini ödemeyi kabul edenlerin sonunda "ağlama ve ah vah etme" hakları olamaz.
"Pastanı hem yiyim hem saklayamazsın."
HDPKK dik duruyorsa devlet de dik durmalıdır.
HDPKK'nın dik durması "normal" ise devletin de dik durması normaldir.
Silahla mı?
Silahla ise silahla!
Devlet bu dik duruşunu öncelikle Sur'da göstermelidir.
Ve Allah Kerim'dir!






