YeniAnayasa

YeniAnayasa

14 Ocak 2016 Perşembe

İki örgüt ve eş zamanlı eylemler 15 Ocak 2016 Cuma

İki örgüt ve eş zamanlı eylemler - Beril DEDEOĞLU - Yazarlar
















  • 15 Ocak 2016 Cuma






  • Örnekleri en açık biçimde dünya savaşlarında görülen geçici
    ittifaklar, anlaşılması hemen mümkün olmayan karmaşık ilişkilere yol
    açarlar. İki devlet, aynı anda bir ülkeyi işgale kalktığında, fiilen
    işgalciler arasında bir ortaklık kurulmuş gibi olur. İşgale uğrayan ülke
    ise eş zamanlı olarak çoğu kez iki farklı cephede mücadele etmek
    zorunda kalır.


    İşgale uğrayan devlet, askeri savunmasını
    sanki tek düşman varmış gibi tasarlarken, siyasi arenada işgalcilerin
    her durumda ortaklıklarını sürdürmeyecekleri stratejisine dayandırır.
    Diğer bir ifadeyle cephede düşman “tek” olarak görülür ama siyaseten
    işgalci devletlerin kendi aralarında rekabet ettikleri bilinerek bu
    rekabetin keskinliğinden yararlanılmaya çalışılır.


    İki
    işgalciden aynı anda kurtulmak için ya bu iki devlet birbirine
    düşürülmeye çalışılır ya daha büyük bir işgalcinin tehdidi ile
    diğerlerinin geri çekilmesi söz konusu olur ya da işgale uğrayan devlet
    kendisini kurtaracak güçlü bir müttefik bulur.


    Söz konusu
    durumlara dair örnekleri Osmanlı’nın dağılma sürecinde Mısır’dan
    Kıbrıs’a, Anadolu’dan Ortadoğu’ya kadar çok geniş bir coğrafyada bulmak
    mümkün.


    Rakiplerin fiili ortaklığı


    Bugün devletlerarası dünya savaşları yoksa da adeta benzer etkiler
    yaratan “terör” savaşları söz konusu. Avrupa ülkelerinden ABD’ye,
    Rusya’dan Endonezya’ya kadar her yerde “terör” riski söz konusu ve bu
    durum da bir dizi fiili ittifakın kurulmasına yol açıyor.



    Küresel güç mücadelesi ya da daha basit ifade edersek küresel ya da
    bölgesel düzeyde ekonomik rekabet içinde olan hemen her devlet,
    “terör”den nasibini alıyor. Hal böyle olunca da “terörle” mücadele,
    rakipleri belirli düzeylerde fiili işbirliği içine sokuyor.



    Ancak diğer ülkelerde çok gözlemlenmeyen, açık örnekleri Türkiye’de
    yaşanan özel bir durum söz konusu. O da bir ülkenin eş zamanlı olarak
    farklı yerlerde iki farklı örgütün saldırısına uğruyor olması.



    Benzer yöntemler kullanan DAEŞ ve PKK, farklı yerlerde yaptıkları
    eylemlerle Türkiye’yi iki düşman tarafından saldırıya uğrayan ülke
    durumuna düşürüyor. Seçtikleri hedefler birbirine benzemese ve sadece
    buradan hareketle bile amaçlarının farklı olduğu sonucu çıkarılsa bile,
    iki örgütün fiilen geçici bir ittifak kurduğu söylenebilir.


    Rakiplerin farklı işlevleri


    Böyle bir ittifak, tıpkı devletlerarası savaşlarda olduğu gibi, iki
    örgütün rakip olmadıkları anlamına gelmez. Bu, Sultanahmet bombacısının
    Esad tarafından işkence gördüğü iddia ediliyor diye, Türkiye ile Esad’ın
    ortak düşmana karşı fiili ittifak içinde olduğunu savunmaya benzer.



    Bununla birlikte, iki örgüt arasında bir ilişki olabileceğinin
    üzerinde durulması gerekiyor. Suriye’de birbirini öldüren bu grupların
    Türkiye’de neden sırt sırta verip başkalarını öldürdükleri sorusu
    önemli.


    Sonuçları itibarıyla PKK eylemleri ve ona yönelik
    terörle mücadele Türkiye’yi “Avrupa’dan” uzaklaştıran bir etki
    yaratıyor; DAEŞ eylemleri ve ona karşı mücadele ise Türkiye’yi Avrupa
    ile işbirliğine itiyor. Bu durumda hem Türkiye hem de “Avrupa”, ikili
    ilişkilerini ne yöne sevk edeceklerine karar vermek durumundalar. Bu
    durum, aynı zamanda Türkiye’nin yakın coğrafyasında da hangi devlet ve
    hangi halk kesimleriyle birlikte davranacağına karar vermesi anlamına
    gelir.


    Kararı veren Türkiye olduğunda, bir karar almaya
    zorlayacak baskıların boyutu azalabilir; yönü de istenmeyen tarafa doğru
    olmaz. İki örgüt eş zamanlı olarak bir ülkede kan döküyorsa, o ülkenin
    stratejik tercihlerinde kararsız davrandığı izlenimi söz konusu
    demektir.