YeniAnayasa

YeniAnayasa

18 Ocak 2016 Pazartesi

'KATLİAM' BİLDİRİSİ İKİNCİ GEZİ DENEMESİDİR 17 Ocak 2016

'KATLİAM' BİLDİRİSİ İKİNCİ GEZİ DENEMESİDİR.

 

Türkiye devleti, ülkesi ve halkıyla bir "varoluş" sınavından, bir "beka," bir "hayatta kalma" sınavından geçiyor.

 Ağır bedeller ödüyoruz. Polisimizle, askerimizle, çocuklarımızla, dağlarda ve şehirlerimizin ara sokaklarındaki "teröristlerimizle" ölüyoruz.

 Zamanın kör ve karanlık güçleri kendi ülkemizde yaşama hakkımızı elimizden alıyor. Evimiz, yuvamız, vicdanımız, insanlığımız bombalanıyor.

Evimizi ve sokaklarımızı, zihinlerimizi ve kalplerimizi savaş alanına çevirenlerle savaşıyor, yeniden ve bir kez daha savaşmayı öğreniyoruz. 

PKK ile DAEŞ'le, onların işbirlikçileriyle. Unutmuştuk, savaşmayı tekrar öğreniyoruz. 

Ankara'da, Diyarbakır'da, Şam'da, Musul'da dünyanın süper güçleriyle bir "ölüm ve yıkım" dansının partneriyiz. 
Biz ölüyoruz, süper güçler Ortadoğu'daki enerji sahalarını paylaşma kavgası veriyorlar.

Nöbetteyiz, bedeli ağır fakat gelecek bedel ödemeyi göze alanlarındır ve yalnızca onlarındır. 

Türkiye'nin bu badireyi güçlenerek savuşturacağından eminim. 

Ne kadar? Adımdan emin olduğum kadar! 

"Yok edemeyen şey, bizi güçlü kılar." 
Tribündeydik. 

Sahaya indik. 
Çok şükür indik.
 Kan, ter, ayaz, gözyaşı ve tabutlar. 

Ortadoğu'da topyekûn nöbetteyiz. 
Tabutlar, tabutlar ve ağıtlar.

Bu koşullar altında radikal Türk ve Kürt solunu temsil iddiasındaki bir grup akademisyen, Devleti
 "Kürtleri katletmek ve tehcire tabi tutmakla" 

itham eden bir bildiri yayınladı. Bence bu yeni bir Gezi kalkışmasından başka bir şey değil.

Olgularla/ gerçeklerle teorileriniz çeliştiğinde teorinizi mi tercih edersiniz gerçekleri mi? Jakobenler gerçekleri değil, tedrilerini tercih ederler ve gerçeklere rağmen bildiriler yazarlar. Akademisyenlerin bildirisi, hangi kritere başvurursanız başvurun "akademik" değil. Politik bir fantezi bile değil.

Türkiye neredeyse hemfikir. Bu bildiri savunulamazdır. Devleti katliamla suçlayarak "katilleri" gizlemeye çalışmaktadır. 

 Batı düşüncesinin tornasından geçmiş akademisyenlerin çelişki ve hezeyanlarla dolu bir bildiri yazmış olmaları yalnızca utancımız olabilir.

Doğal olarak, "radikal, keskin ve çelişkilerle" yüklü bu saçmalığa en sert tepki Erdoğan'dan geldi.

 Yalnızca "alçaklar" şiddeti ve HDPKK şiddetini örtbas etmeye kalkışabilir!


Başka herkes salak ve aptal, bu bildiriye imza atanlar mı zeki?

Bu bildiri ne yanından bakarsanız bakın HDPKK'ya destek bildirisi. 

 Akademiden destek. 
Bildirinin temel fikri, Gezi hamlesinin "ağaçları kurtarma" 
bahanesi kadar sahte. " Kürt katliamı." 

"HDPKK intihar etti" olsaydı, bildiriyi feraset belgesi olarak görebilirdik.

Gezi'ye radikal Kürtçüler, büyük ölçüde katılmamıştı. 
Bu bildiri Kürtçü radikalizmi sokağa çağırıyor. Sahneyi tasavvur edebiliyorum. 
Kürt solunun ve Türk solunun "Kürt katliamına" karşı direnişi.
 Direniş. Devletin Kürt katliamına karşı direnin! 

Direnin, fakat halk da size karşı direnecektir.

Halkı Erdoğan'ı ve Ak Parti'yi kaderi gibi bağrına basmış bir Türkiye'de 1128 imza kolayca on bin yirmi sekiz olabilir. 
Örgütlü solun bunu başarması hiç de zor değil.


AK Parti'nin elitleri, Erdoğan ve AK Parti'nin tabanı Gezi'den, Gülen Cemaati'nin 17 Aralık operasyonundan ve 6-8 Ekim hadiselerinden çok şey öğrendi. 

Artık çok tecrübeliler. 

İkinci, üçüncü Gezi hamleleri fiyaskoyla sonuçlanabilir. 

Bu kuvvetle muhtemeldir.


Amerikan elitleri, demokrasi mi yoksa Amerika mı gibi bir tercih durumuyla karşılaşsalar, hangisini tercih ediyorlar? 

Her durumda önce Amerika'yı elbette. 

Ya Fransızlar, Almanlar, İngilizler? Onlar da öyle.


Türkiye'nin bugünkü elitlerinin ve bundan sonraki elitlerinin de, Türkiye mi demokrasi mi gibi bir tercih durumunda Türkiye'yi tercih edeceklerinden eminim.

 Çünkü Türkiye yoksa, demokrasiye de gerek yoktur. Fakat bildiriyi imzalayan akademisyenler aksini düşünüyor olmalılar. 

Çünkü; aksi takdirde böyle bir bildirinin altına imza atamazlardı. Politik bir zırvayı imzaladılar.

Demokrasinin bile var olmak için bir ülkeye, bir halka ihtiyacı vardır.

 

Hüsamettin Arslan

 17 Ocak 2016